Neden “Durum çok ciddi ve kopyalayıp paylaşalım”?

Google, Bing gibi arama motorlarında daha üst sıralarda görünmek bir şirket için hayati öneme sahip. Bir mobilya firmasının Google’da “mobilya” yazdığınızda ancak 25. sayfada çıktığını düşünün. Kim 25 sayfa kadar gidip orda gördüğü linke tıklar ki?

İşte, “search engine optimisation” (SEO) yapan şirketler tam da bunu yapıyor: Sizin aramalarda daha üst sıralarda çıkmanızı sağlıyorlar. Peki bunu nasıl yapıyorlar?

  1. Bir web sayfasında reytingi yüksek ilginç sayfalara link varsa o sayfanın da reytingi artıyor.
  2. Başka sayfalar sizin sayfalarınıza link vermişse sizin sayfanın reytingi artıyor.
  3. Başka web sayfalarında, blog yazılarında, Twitter’da, Facebook’un herkese açık kısımlarında sizin web sayfanızda yer alan bir cümle ve sizin sıkça kullandığınız özel terimler, jargon kelimeler kullanılmışsa yine sizin sayfanın önemi ve dolayısıyla reytingi artıyor.

SEO firmaları aynen bunları yapıyor. İlk ikisini yapmak kolay. Sayfanızda biraz değişiklik yapıp, birkaç link ekliyorlar. Kendi sahip oldukları veya kontrol ettikleri diğer web sayfalarından sizin web sitenize link veriyorlar. Google bakıyor ki, vay bu site önemli, herkes bu siteye işaret ediyor ve sıralamadaki yerini yukarı taşıyor… Ama rakebet çok ve artık bu iki yöntem ile ciddi yükselişler yakalamak zor.

Gelelim üçüncü maddeye. Düşünsenize herkes kendi sitenizde yazdığınız bir cümleyi alıntılıyor. Facebook, Twitter sizinle ilgili konuşuyor… İşte asıl fark yaratan da bunlar oluyor, bir anda siteniz popüler oluyor. “Kayıp aranıyor”, “kan aranıyor” gibi ilanlar her zaman masum değil maalesef. Bunun son örneği Facebook’ta gördüğüm şu paylaşım:

“Durum çok ciddi. Yapmadığımız bir paylaşım yüzünden ceza almamak için, Jandarma Genel Komutanlığı Bilişim Suçları Sosyal Ağ Bildirgesi çerçevesinde, Facebook’un güvenlik açığından ötürü hesabım üzerinde bulunan tüm verilerimin (İP, fotoğraflarım, paylaşımlarım vs.) çarpıtma yolu ve yasa dışı bir şekilde sahte kişilerce kullanılmasından ve doğabilecek tüm zararlardan ilgili Türk Ceza Kanunu maddeleri gereğince Facebook sorumludur. Bu hesabımdan başka bir hesabım olmadığını bildirir ve gereğinin buna göre yapılmasını tarafınıza arz ederim. 18/7/2016
NOT:Paylaşmayın. Kopyalayıp durum bildirgesi olarak yapıştırın.”

Şimdi bu SEO ile ilgili bilgilerden sonra neden Facebook’ta bu yazıyı paylaşalım, yayalım gibi paylaşımlar gördüğümüzü daha iyi anlayabiliriz.

Üçüncü maddeyi uygulamak için insanları tedirgin eden, iyi niyetimize seslenen, duygu sömürüsü yapılan veya bütün kamunun yararına olabileceğini düşünebileceğimiz, herkesin paylaşacağı cinsten bir cümle bulunuyor. Bu cümle arama sonuçlarında yukarıya çekilmek istenen siteye konuyor önce. Sonra sosyal medya aracılığı ile yayılmaya başlanıyor. Google da yine yukarıda olduğu gibi “vay be, ne cümleymiş, herkes paylaşıyor, ben en iyisi bu yazının ilk yazılmış olduğu bu siteyi aramalarda daha yukarıya alayım” diyor.

Peki Google bizim Facebook’ta paylaştıklarımızı görebilir mi? Evet ve hayır. Eğer yalnızca kendi arkadaşlarınız ile paylaşmışsanız hayır, eğer herkese açık bir şekilde paylaşmışsanız evet. Bu nokta önemli. Çünkü bu, neden “paylaşın, yayın” derken aynı zamanda “kopyalayın ve kendi duvarınıza yapıştırın” diye telkinde bulunulduğunu açıklıyor. Eğer başka bir arkadaşınız sizin yalnızca arkadaşlarınız ile paylaştığınız bir şeyi paylaşırsa bu paylaşım yalnızca ortak arkadaşlarınız tarafından görünecektir. Sonuçta bu paylaşılan hala sizin sahip olduğunuz birşey… Ama arkadaşınız o yazıyı kendisi yazmışçasına yeni bir paylaşım olarak postalarsa o zaman sizin gizlilik ayarlarına bağlı olmaksızın paylaşmış oluyor. Bazı kişiler Facebook’ta bu tip yazıları herkese açık bir şekilde paylaştığı için de Google gibi arama motorlarının radarına takılıyor bu paylaşımlar.

 

Share Button
Posted in Miscellaneous | Leave a comment

Kişisel bilgiler çalındı gitti, ne yapılabilir?

Duymayan kalmamıştır sanırım: Yaklaşık 50 milyon TC vatandaşının kişisel bilgileri internet ortamında paylaşıldı, yayınlandı. Tamam, bu olay çok yeni değil ve veriler 2008’den ama yeni olan şey, bu birkaç gündür verilere ulaşmanın artık çok kolay oluşu. 

İnanılır gibi değil ama BBC’nin bu haberine göre Türkiye’nin İçişleri Bakanı “endişeye gerek yok”, Ulaştırma Bakanı da “haber değeri yok” demiş bu vaziyet için. Sanırım durumun vehametinin farkında değiller. Bu konudaki haberlere bakılırsa, 1.5 GB büyüklüğündeki “SQL” uzantılı veritabanı Torrent sitelerinde bir zamandır servis ediliyor. Azıcık SQL bilgisi olan biri kolayca 50 milyon TC vatandaşının kimlik ve adres bilgilerine ulaşabilir.

Önümüzdeki günderde dolandırıcılık faaliyetleri artabilir, insanlar sizin isminizle bankaları arayabilir, güvenlik sorularını rahatlıkla cevaplayabilirler; ne de olsa hem anne hem baba adınız, doğum yeri ve tarihiniz, kimlik numaranız ve adresiniz ortalıkta dolaşıyor, onların hizmetinde.

Bana göre bu, Türkiye’nin başına gelen en kötü şeylerden. Çok ciddi! Zarar görenler bence İçişleri Bakanlığı’nı mahkemeye vermeli. Kişisel bilgilerin mahremiyetine hem ulusal ve uluslararası yasalar atıfta bulunuyor. Sorumluları bir an önce bulmak lazım. Bu sızdırmaları yapanlar ve güvenlik ihmalinde payı olanlar ağır cezalara çarptırılmalı. Zamanında bütün seçmen listesini kendi web sitesine koyan CHP de büyük bir ceza almalı. Hala neden kimse bu konuda işlem yapmadı, anlamak mümkün değil!

Kimlik ve pasaportların da değiştirilmesini gerektireceği için, her kadar sancılı bir süreç olacaksa da, devlet, vatandaşına yeni TC kimlik numarası vermeli. Şakası yok bu işin ve bu sızdırmanın telafisi çok maliyetli olacak.

Adres bilgilerinin de detaylar arasında olması bu işin en zor ve korkunç tarafı. Düşünsenize, 50 milyon kişinin adresi yalnızca isim ve soyisim girilerek kapı numarası detayına kadar şu anda internette bulunabiliyor! Çözüm kolay değil ama şöyle bir şey yapılabilir: İngiltere’de posta kodu yalnızca dar bir alan içindir, en fazla bir düzine haneye ve genelde sokağın yalnızca bir tarafına özgüdür, yani karşı komşunuzun posta kodu muhtemelen sizinkinden farklı olur. Bu “dar-kapsamlı” posta kodları öyle Türkiye’deki gibi bütün beldeyi veya ilçeyi kapsamaz. Türkiye de yavaştan bu sisteme geçebilir, herkesin adres bilgisi kısmına bu dar bölgeye spesifik yeni posta kodları eklenebilir. Böylece adresin diğer kısmını bilip de bu yeni posta kodunu bilmeyen bir telefon dolandırıcısına mesela bankaların servis yapması engellenmiş olur.

Bilgisayarlarında, web istelerinde, sosyal medyada vesaire hala kendisinin veya yakınının doğum gününü şifre olarak kullanan varsa bunu çabuk değiştirmeli. Tedbir ve aksiyon zamanı!

Share Button
Posted in Miscellaneous | Leave a comment

Internette kisisel bilgilerimizi korumak

Google aradiginiz kelimeleri kaydeder. Google’a ulastiginiz IP adresleri, cografi konumunuz, kullandiginiz bilgisayarin isletim sistemi ve versiyonu, kullandiginiz internet tarayicisi, ekraninizin cozunurlugu gibi bilgileri sonsuza kadar saklar. Google da size ozel reklam gosterebiliyor bu sayede. Bu tabii ki yeni bir bilgi degil. Ama bunun cok sorunlu tarafi var. Bu bilgiler satilabiliyor. Bu bilgiler calinabiliyor. Bilgisayarinizdaki cookie’lerle karsilastirmalar yapiyor cesitli siteler.

Sizi nerdeyse nokta atisiyla kisi bazinda taniyip, sizin hakkinizda “cinsiyeti kadindir, 30 yaslarindadir, mantar hastaligi ve mide sorunlari olmus, cocuk mamasi aramasi yaptigi icin de muhtemelen cocuk sahibi, Chrome kullanicisi, cok teknik bir kisi degil vs. vs.” diye sonuclar cikarabiliyorlar. Bu bilgilerin saglik sigortasi sirketlerine satildigini dusunun! Hele hele bu kisinin Gmail hesabi da varsa ona gonderilen butun emailler zaten otomatik olarak taraniyor. Guya anonimize ediyorlar bu bilgileri ama sizin internet kimliginizi, online davranislarinizi tespit etmeleri cok kolay. Zaten mahkeme karari oldugunda veya kendi ulkelerinin gizli servisleri bu bilgileri istediklerinde bunlari vermek zorundalar.

Sonuc? Internet guvenliginize dikkat edin. Kucuk bir baslangic olarak Google’da direkt arama yapmak yerine su siteleri kullanabilirsiniz:

https://startpage.com/

https://duckduckgo.com/

Bu siteler sizin nerden baglandiginizi defterlerine yazmiyor, sizin yerinize aradiginiz kelimeyi Google’da arayip sonuc sayfasini size geri getiriyorlar.

Share Button
Posted in General interest, Technology | Leave a comment

A Distributed Bioinformatics File System

I have recently explored the idea of a Distributed Bioinformatics File System in Eagle Genomics’ blog.

In this article, I mentioned about GlusterFS, a distributed file system, and talked about my previous experience in installing it under Amazon Web Services for a Bioinformatics project.

Finally, I enumerated two potential features that a future filesystem, Distributed Bioinformatics File System (DBFS) should preferably have: data deduplication and delta encoding.

I have received interesting and encouraging comments from one of the GlusterFS developers, who informed us that they have been actually already experimenting with integrating these features!

Read the full article here.

Share Button
Posted in Technology | Tagged , , , , | Leave a comment

Sophie Scholl (2005)

Score: 7/10.

Today’s film is a drama by Marc Rothemund:  “Sohie Scholl” is a heartbreaking drama based on the real life events and the activities of the White Rose resistance group.

Sophia Magdalena Scholl[1][2] (9 May 1921 – 22 February 1943) was a German student, active within the White Rose non-violent resistance group in Nazi Germany. She was convicted of high treason after having been found distributing anti-war leaflets at the University of Munich with her brother Hans. As a result, they were both executed by guillotine.

In February 2005, a movie about Scholl’s last days, Sophie Scholl – Die letzten Tage (Sophie Scholl: The Final Days), featuring actress Julia Jentsch in the title role, was released. Drawing on interviews with survivors and transcripts that had remained hidden in East German archives until 1990, it was nominated for an Academy Award for Best Foreign Language Film in January 2006. For her portrayal of Scholl, Jentsch won the best actress at the European Film Awards, best actress at the German Film Awards (Lolas), along with the Silver Bear for best actress at the Berlin Film Festival.

You can watch it on LoveFilm.

 

Share Button
Posted in Films | Leave a comment